Otizmli bireylere multidisipliner yaklaşımla sosyalleşme hedeflenmeli

Otizmli bireylere multidisipliner yaklaşımla sosyalleşme hedeflenmeli Davranış temelli terapilerle otizmde sosyalleşme gerçekleştiriliyor Sosyal etkileşim, iletişim, davranış, ilgi ve diğer aktivitelerde sınırlılıkların öne çıktığı otizmde davranış temelli terapilerle sosyalleşmenin gelişmesi hedefleniyor.

Nis 4, 2025 - 15:52
Nis 4, 2025 - 15:52
 0
Otizmli bireylere multidisipliner yaklaşımla sosyalleşme hedeflenmeli
Otizmli bireylere multidisipliner yaklaşımla sosyalleşme hedeflenmeliDavranış temelli terapilerle otizmde sosyalleşme gerçekleştiriliyorSosyal etkileşim, iletişim, davranış, ilgi ve diğer aktivitelerde sınırlılıkların öne çıktığıotizmde davranış temelli terapilerle sosyalleşmenin gelişmesi hedefleniyor. İstanbul AtlasÜniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Hacer Nermin Çelen, otizmli bireylerin sosyal yaşama katılmalarının önemli olduğunubelirterek otizmli bireylere yaklaşımda ebeveyn, psikiyatrist, konuşma terapisti veeğitimcinin ortak bir takım çalışması yürütülmesi gerektiğini söyledi.İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim ÜyesiProf. Dr. Hacer Nermin Çelen, Otizm Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada OtizmSpektrum Bozukluğuna ilişkin değerlendirmede bulundu.Otizm yıllarca tanımlanmaya çalıştıOtizmin 19 yüzyıldan itibaren fark edilmeye başlanan nöro farklılık olduğunu belirten Prof.Dr. Hacer Nermin Çelen, “Otizm ‘Autism Specrum Disorder’, 19 yüzyılda fark edilmeyebaşlanmıştır ama uzun yıllar ne olduğu konusunda tartışmalar devam etmiştir. 1810’da JeanEtienne Dominique, saplantılara dikkat çekmiş, bu bireylerin bazı konular ve nesnelere güçlüsaplantılarını fark etmiştir. 1877’de Adolf Kuss Maul istemli konuşmamayı tercih edenlerolarak etiketlemiş, aynı yıl John Down (1887) zihin yetenekleri yetersiz olduğunda ‘idiotsavan’ olarak adlandırmış ama bazı yeteneklerinin çok güçlü olduğundan söz etmiştir.Çocukluk şizofrenisi ya da prematüre demans diyenler de olmuştur” dedi.20 yüzyıla gelindiğinde otizmle ilgili yeni tanımlamalar yapıldığını belirten Çelen, “Bleuer(1908) Yunanca kaynaklı autismus sözcüğünden hareket ederek, dıştan gelen uyaranlarıtolere edememe, zihin kuramının olmayışı, hastanın fantastik iç dünyası ve kendineyönelmeyi temsilen bu sözcüğü kullanmayı tercih etmiştir. 1910’da August Hock, kişiliğinkapanması ile otizmi tanımlamış, Emil Kraepelin (1915) bu bireylerin dalgın, unutkan,bazılarının entelektüel yapısının farklı yapılanmış (gifted), deneyimlere ilgi duymayan, yetersizplanları olan egzantrik bireyler olarak tanımlamıştır. Hatta C. Jung (1936) kişilik tiplerinianlatan kitabında bu bireyleri duymayan, toplumdan uzak kalan, kayıp ve yalnız bireylerolarak betimlemiştir” diye konuştu.“Konuşan makinalar” olarak nitelendirdiSovyet çocuk psikiyatristi Grunya Sukhareva’nın (1920) egzantrik düşünce tipinden vetopluma uyum sağlayamadıklarından bu bireyleri “konuşan makinalar” olarak nitelendirdiğinibelirten Çelen, “Bu çocukların akranları ile birlikte olduklarında travmatize oldukları, oyunlarakatılmadıklarını, yüzeysel olduklarını ve streotipik yeni kelimeler ürettiklerini, nesneleresaplantılı olduklarını, motor yersizlik ve duygusal küntlük yaşadıklarından da söz etmiştir.Çocukluk psikopatisi olarak adlandırdı” dedi. 2013’ten beri nöro farklılık olarak izleniyorOtizm Spektrum Bozukluğu ile ilgili 1946’dan sonra farkındalığın arttığını, kanıtlarıngüçlendiğini, 1993’te ise resmi kabul gördüğünü belirten Çelen, “Otizm 2013’ten itibaren isenöro farklılık ve otizm sendrom olarak DSM 5’te yer almaktadır. Son zamanlarda medikalteknolojilerin kullanımı sonucunda otizm ile ilgili çok sayıda bilgi edinildiğini vesemptomlarının daha iyi belirlendiğini söylemek mümkündür” dedi.Otizmde üç özellik dikkat çekiyorOtizmin özelliklerinin üç başlık altında toplanabileceğini belirten Çelen, bunları şöyle açıkladı:Sosyal etkileşim: Başkalarının duygularını anlamada farkındalığı olmama, tipik olmayankonfor, atipik taklit, arkadaş edinmede sınırlı yetenek dikkat çeker.İletişim: Sözel ya da sözel olmayan iletişim sınırlılık, kendini ifade etmede sınırlılık, iletişimdekarşılık verememe gibi durumlar ortaya çıkıyor.Davranış, ilgi ve diğer aktivitelerde sınırlı örüntüler: Davranış repertuarı sınırlıdır. Streotipkve tekrarlanan beden hareketlerine sahiptir. Anlamsız objelere bağlanma, ilgi alanı darlığı,dikkat ve motivasyon eksikliği görülür. Değişen ortama uyum sağlayamazlar. Başkaları yokmuşgibi davranma, seslenildiğinde duyma engelli gibi yanıt vermeme, göz kontağı olmadığı içinyüz ifadelerini anlamama, başkalarının duygularına katılmama gibi davranışlar dikkat çeker.İnsanların cansız nesneler veya gerekli araç oldukları düşünülür. Otizmli bireylerin acı çektiğiniya da hoşnutsuz olduğunu anlamak zordur.Konuşmalarında tekrarlar görülürOtizmli bireylerin yönlendirmelere ayak uyduramadığını belirten Çelen, “Diş fırçalama vegiyinme gibi gereksinimlerini yerine getirmekte zorlanır. Konuşmalarında tekrar (echolali)görülür veya reklamlardan duyduğu stereotipik sesler çıkarır, mizahtan ya da alaydananlamaz. Soyut ve hayali aktiviteleri anlamaz, tepki verirken gülümseme ve baş sallamayapmaz. Beklenmedik güçlü sese ve ışığa aşırı tepki verirler. Mükemmeliyetçi dolayısıylakaygılı oldukları da söylenir. Bu sıralananların hepsi otistik birey veya çocukta görülmez. Hattaçocuklukta otizm tanısı almamış yetişkinlerde de rastlanabilir” dedi.Beyinin yapı ve işlevlerinde farklılık varYeni olanaklarla otizmin nedenlerine ilişkin çalışmaların üzerinde çok durulduğunu belirtenÇelen, “Otizmin büyük bir yüzde ile genetik olduğu söylenmektedir. Genetik ve kromozomalalt yapısından söz edilmektedir. Otizmli bireylerin beyninde yapı ve işlevler normal bireyleregöre farklıdır. Doğum sırasındaki komplikasyonlar, düşük doğum kilosu ve alerjenler, viralenfeksiyon, yiyecek alerjileri, bağışıklık sistemindeki anomali ve aşılar otizm nedenleriarasında sayılmaktadır. Yine de kesin nedenler olmayabilir. Nedenlerine ilişkin çalışmalardevam etmektedir” dedi.Multidisipliner yaklaşımla sosyalleşmeleri önemli Otizmli bireylerin sosyal yaşama katılmalarının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. NerminÇelen, “Günümüzde davranış temelli terapiler ile sosyalleşmeleri gerçekleştirilmektedir.Ülkemizde 2003’ten itibaren İstanbul’da otizm ile ilgili açılan kurumların yanı sıra diğer illerdede faaliyet gösteren kurumlar otizmle ilgili çalışmalar yürütmektedir” dedi.Takım çalışması yürütülmeliProf. Dr. Nermin Çelen, terapi sırasında bir takım çalışmasının önerildiğini belirterekmultidisipliner yaklaşımın önemini vurgulayarak ebeveynler, çocuk doktoru ya da psikiyatrist,konuşma terapisti ve eğitimcinin ortak çalışmasının önemli olduğunu vurguladı.Otizmli bireylerin yeme ve beslenme alışkanlıklarına ilişkin önerilerin de paylaşıldığını belirtenÇelen, “Süt ve buğday proteini yasaklılar arasında yer almaktadır. Taze meyve ve sebzeler,Omega 3, fındık, balık gibi gıdalar doktorlar tarafından önerilmektedir” dedi.    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevgi Sevgi 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0